AMORAL.MLL.FI.

6 Mart 2008 Perşembe

Gelinlerden ‘dayak’ cinneti: 3 ölü

Gelinlerden ‘dayak’ cinneti: 3 ölü

Afyonkarahisar’ın Salar Beldesi’nde Sultan K. (25) adlı gelinle nikâhsız yaşayan diğer gelin Gülizar P. (15), sürekli dayak yedikleri gerekçesiyle

katliam yaptı.

İki gelin önceki gün kendilerini keser sapıyla dövmeye kalkan kayınvalideleri Fadime K.’yı keser ve baltayla öldürdü. Ardından ‘Biz yaşatmazlar’ dedikleri Mehmet K. ile Sultan K.’nın eşi İbrahim K.’yı eve geldiklerinde av tüfeğiyle vurdu. Baba-oğul hayatını kaybetti.

Katliamın ardından iki gelin belediye otobüsüyle Afyonkarahisar’a geldi. Ancak kaçamayacaklarını anlayınca Bolvadin’e geçip burada İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne teslim oldu. Ailenin hapiste olan küçük oğlu Mevlüt K.’nın bir yıldır birlikte yaşadığı bir çocuk annesi Gülizar P. ile İbrahim K.’nın eşi üç çocuk annesi Sultan K. suçlarını itiraf etti.

Burcu AYDIN


Aksam 06.03.2008

Kadın heykeli regl oldu!

Kadın heykeli regl oldu!

TÜRK Kadınlar Birliği Edirne Şubesi tarafından yaptırılan Özgür ve Çağdaş Kadın Heykeli’ne ikinci kez saldırıda bulunuldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin 80’inci yıldönümü anısına hazırlanan heykelin vajina bölümü kırmızıya boyandı. Özgür ve Çağdaş Kadın heykeline 2006 yılında da bir saldırı yapılmıştı. Heykel sökülmeye çalışılmış ve çevresindeki ışıklandırma lambaları hasar görmüştü. Olayla ilgili olarak Emniyet güçleri soruşturma açmış, Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi ise yapılan saldırıyı kınamıştı. Heykel saldırının ardından kısa sürede yerine dikilmişti. Heykel, yeniden onarılacak.

Yavuz GÖKTAŞ/EDİRNE


Aksam 06.03.2008

29 Şubat 2008 Cuma

Türk-Yunan aşkı kanlı bitti

Türk-Yunan aşkı kanlı bitti




Türk-Yunan aşkı kanlı bitti
Bir parkta cesedi bulunan 25 yaşındaki Yunanlı genç Frixos’un, sevdiği Türk kızı Nazlı’nın ailesi tarafından öldürtüldüğü anlaşıldı. Nazlı’nın kuzeni ve arkadaşı Alman savcılara cinayeti itiraf etti

Almanya’da son birkaç yıldır giderek artan namus cinayetlerine bir yenisi daha eklendi. Steglitz kentinde yaşayan 17 yaşındaki Türk kızı Nazlı A. ile aşk yaşayan 25 yaşındaki Yunan genç Frixos G.’nin öldürülmesinin arkasından genç kızın ailesi çıktı. Frixos’un dokuz kurşun sıkılmış cesedi 4 Ocak 2007’de bir parkta bulunmuştu. Cinayeti inceleyen polis, Türk ailenin, Nazlı’nın Yunan gençle dört yıldır devam eden ilişkisine karşı çıktığı ve genç kızı bir başkasıyla evlendirmek istediğini tespit etti. Cinayetten iki gün sonrası için planlanan Nazlı’nın nişan töreninin iptal edilmesi de şüpheleri artırdı.

Polisin gözaltına aldığı Nazlı’nın kuzeni 21 yaşındaki Okan Y. ve yakın arkadaşı 24 yaşındaki Murat A. dün yapılan duruşmada cinayeti itiraf etti. Savcılık iki gencin “aile kararı üzerine cinayeti işlediğini” öne sürerken, Okan savunmasında bunun bir namus cinayeti olmadığını savundu. Okan, Frixos’un “Senin kafanı keserim” diyerek üzerine saldırdığını, bunun üzerine kendisini savunmak için ateş ettiğini öne sürdü. Ancak savcılık olay yerinde yapılan incelemelerin ve kurbana çok sayıda kurşun sıkılmasının bunun planlı bir cinayet olduğuna işaret ettiğini savundu. Davayla ilgili karar gelecek duruşmalarda alınacak.


29 Şubat 2008 Hürriyet



27 Şubat 2008 Çarşamba

Bu kadın düşmanlığı niye?

Mine G. Kırıkkanat 27.02.2008
Bu kadın düşmanlığı niye?

Çin Halk Cumhuriyetinin efsane lideri Mao Ze Dong, gençlik iksirini yaşı ilerledikçe daha genç metreslerde arayan erkeklerdendi.

Üstelik, ömrünün bitimine doğru artık tedavi edilemeyen ileri derecede frengiden mustaripti ve cinsel ilişkiden bulaşan bu hastalık dolayısıyla kadınları cezalandırmak ister gibi,
cariye aldığı, sonuncuları 15-16 yaşındaki genç kızlara da frengi bulaştırmaktan adeta zevk alıyordu.

İnanılır gibi değil, ama doğru. Mao hakkında okuduğum dört beş biyografide altı çiziliyor bu rezilliğin.

***

Günümüzde, ortalama yaşam süresinin Japonyada 84e dayandığı ve Fransada 100 yaşını aşan nüfusun 20 bin 115 olduğu düşünülürse... Mao Ze Dongun kullandığı gençlik iksirinin ömrünü uzatmadığını söylemeye bilmem gerek var mı?

Adının Çincedeki anlamı da,
Doğuyu Nemlendiren Kıl (Mao kıl, Ze nem, Dong doğu, demek oluyor...) bir tuhaf olan Mao, 83 yaşında, içten dıştan çürümüş, üstelik feci biçimde bunamış olarak öldü.

ABD
nin yakın zamanda kamuya açtığı son 35 yılın devlet arşivlerinden, Maonun kadınlara beslediği acayip nefrete dair de bir kanıt çıktı:

1973 yılında Vietnam Savaşı bataklığında debelenen ABD, komünist Çin
e doğru bir açılım sergiler. İki ülkenin yakınlaşmasındaki anahtar tarih, şubat ayında Çindeki ünlü Yasak Kentte buluşan Henry Kissinger ile Mao Ze Dongun ikili görüşmesidir.

Havana purolarıyla tütsülenip bol içkiyle sulanan görüşmede Kissinger, sabaha karşı lafı Çin
e olası bir Rus saldırısına getirir. Mao, Böyle bir ihtimale hazırlanıyoruz ama bir sorunum var, der. Çinli kadınlardan çok azı savaşmasını biliyor. Zaten düşünüyorum da, madem ülkelerimiz arası ticareti geliştirmekten söz ediyoruz, size 10 milyon Çinli kadın göndersem, ne iyi olur... Burada tavşanlar gibi üremezler, sizin oraları da mahvederlerdi!

Görüşmede hazır bulunan üst düzeydeki bir Çin Komünist Partisi üyesi, cesur bir çıkışla sarhoş Mao
dan sözlerini geri almasını ve çevirmen Çinli kadından özür dilemesini ister, dediğini de yaptırır. Ancak aynı parti üyesine Maonun kadınlara ettiği hakaretin görüşme kayıtlarından çıkarılacağını temin eden Kissinger, tabii ki sözünü tutmaz...

***


Çin
den Maçine, dünyada yaygın bir kadın düşmanlığı, düşmanlık olmadığı yerde de bir aşağılama, küçümseme, en azından ayrımcılık var. Öylesine yerleşik bir kültür ki bu, özellikle İslam ülkelerinde olduğu gibi bazen kadınları aşağılamaya bile gerek kalmıyor, kafalarına kazınan, içlerine işlenen günah zihniyetiyle zaten kendi kendilerini eziyor, ayırıyor, hatta başkaldıran hemcinslerini de bizzat kadınlar bastırıyor.

Türkiye
deki türban kaosunun birinci gününde, üniversite kapılarında yapılan televizyon röportajlarını izledim. Bazı üniversitelerin kapısına türbanlı kız öğrencilerden önce türbancı erkek grupları dayanmış, girerken türbanını çıkaranlara Açma! Hakkına sahip çık! diye baskı yapıyorlardı.

Kadın tesettürüne yönelik bu erkek militanlığının, kendi cinsiyetine tanıdığı pek çok hakkı kadınlığa tanımayan erkekçe zihniyetin, düpedüz bir
kadın düşmanlığı olduğunu düşünüyorum.

***

Her düşmanlığın ardında ya korku vardır, ya da aşağılık duygusu...

Kadını
namusumsun diye kapatanların, gerçek bilime husumet beslemeleri de boşuna değil, çünkü genetik bilimi ilerledikçe, insanlık geleceğinin dişi olacağı ortaya çıkıyor.

2004 yılında Tokyo Üniversitesi
nde başlayan deneylerle, dişi memelilerin erkek kromozom olmaksızın üreyebildiği anlaşıldı. Erkeklere bir değil, iki kötü haber var: Dişiler, kendi aralarında çoğalabiliyor, ama erkekler çoğalamıyor, bir. Dişilerin, erkek spermine gerek kalmadan doğurduğu tüm yavrular, dişi oluyor, etti iki...

Genetik bilimi, zaman içinde XY erkek kromozomlarından Y
nin genetik haritadan silineceğini ve insanlığın sadece XX kromozomlarından, yani kadınlardan oluşacağını öngörüyor.

Acaba diyorum, bazı erkeklerin korku çıkışlı kadın düşmanlığı, bilinçaltında bu genetik bilgiyi taşıyan cinsin
korunma içgüdüsü olabilir mi?

Norveç'ten zorla evlilik 'yardım hattı'

Norveç'ten zorla evlilik 'yardım hattı'

Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslüman göçmenlere uygulanan entegrasyon politikalarının önündeki en büyük engellerden biri töre ve gelenekler. Norveç göçmen sorununun önemli gündem maddelerinden biri olan zorla evlilikle mücadele için aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 6 ülkede özel yardım büroları açıyor. Kökenlerinin bulunduğu ülkelere götürülerek aileleri tarafından evliliğe zorlanan Norveç vatandaşları bu yaz açılması planlanan ofislere başvurarak yardım isteyebilecek. Ankara'da hizmet verecek büro İran için de merkez olacak.

Sabah Gazetesi 27 Şubat 2008, Çarşamba