AMORAL.MLL.FI.

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Join NASA's Return to the Moon!

Send your Name to the Moon
Join NASA's Return to the Moon!
Names will be collected and placed onboard the LRO spacecraft for its historic mission bringing NASA back to the moon. You will receive a certificate showcasing your support of the mission. > Go to the Moon!

NASA sizi Ay'a çağırıyor

NASA sizi Ay'a çağırıyor



hurriyet.com.tr

NASA sizi Ay'a çağırıyor
Amerikan Uzay Ajansı NASA, dileyen tüm Dünya vatandaşlarını Ay'a davet ediyor.

NASA, bu yıl içerisinde aya göndermeyi planladığı Lunar Reconnaissance Orbiter (LRO) uzay aracında, dileyen herkesin adını da taşıyacağını açıkladı. Elektronik bir uçuş listesi üzerine yazılacak olan isimler, LRO ile birlikte aya ulaşacak.

NASA, Lunar Reconnaissance Orbiter projesi ile ay yüzeyindeki güvenli iniş alanlarını bulmayı, potansiyel kaynakları keşfetmeyi ve radyasyonu karakterize etmeyi amaçlıyor. Tüm bu çalışmalar, insanların 2020 yılında Ay'a gidebilmesi, hatta Mars'a ve daha ileriye ulaşabilmesi planının ilk adımını oluşturuyor.

Goddard Space Uçuş Merkezi'nde LRO Proje Müdürü olarak görev yapan Cathy Peddie, isimlerin Ay'a taşınması konusunda büyük bir heyecan duyduğunu söylüyor. Peddie'ye göre 2020 yılında insanoğlu Ay'a dönüş yapacak; ancak daha şimdiden, isimleri ile olsa bile bu projenin bir parçası ve destekçisi olabilecek.


İsminizi nasıl yazdıracaksınız?
LRO ile adınızı Ay'a gönderme fikri size de ilginç geldiyse, tek yapmanız gereken BURAYA tıklamak ve açılan basit kayıt formuna adınızı - soyadınızı girmek. Üstelik kayıt işleminin ardından, LRO projesinin bir parçası olduğunuza dair özel bir sertifikaya da sahip olacaksınız. Ama elinizi çabuk tutmanızda yarar var; zira son kayıt tarihi 28 Haziran 2008 olarak belirlenmiş.

LRO projesinin resmi web sitesine ulaşmak içinse BURAYA tıklamanız yeterli.

Bir milyon dul

Bir milyon dul




Bir milyon dul
BU HABERİN DETAYI


Bu kadınlara ne oldu


Siyah giyiyorlar, kimseye güvenmiyorlar. Ölen eşlerinin intikamını almak için yanıp tutuşuyorlar.

Irak savaşının acı bilançosu kabarıyor. Şimdiye kadar pek çok konuda bilançolar çıkarıldı. Bu kez, eşlerini kaybeden kadınların sayısı ortaya çıktı. Birleşmiş Milletler verilerine göre Irak savaşı 1 milyon dul kadın yarattı. Bu kadınların sadece yarısı sosyal güvenliğe sahip ve yardım alabiliyor. Savaş dullarından Um Haydar, "Siyah giyiyorum ama sadece yastan ötürü değil, aynı zamanda Irak'taki güvenlik noksanlığına da yas tutuyorum. Herşey çok kötü, her gün ölümle karşı karşıya yaşıyoruz" diyor.

Irak'ta dul kadınlar genellikle siyah giyorlar, sokağa çıkmaktan korkuyorlar. Dul kadına bakışın çok değiştiğini söyleyen bu kadınlar "Her an her yerde taciz ve tecavüze uğrayabiliriz. Bizi koruyacak kimse yok" diyor. Ama, sokağa çıkmaya çekinen bu kadınlar, en çok canlı bomba olmaya gönüllü kadınlar.

Her şeyini kaybetmiş kadının tek silahı

Amerikalı terör uzmanı Farhana Ali, Irak'ta kadınlar tarafından düzenlenen intihar saldırılarının daha da artacağı uyarısını yaptı. Üstelik canlı bomba olmaya en çok dul kadınların gönüllü olduğuna dikkat çekti.

Pkistan kökenli uzman Ali, daha önceki yıllara nazaran 2008'de kadınlar tarafından düzenlenen intihar saldırılarına dikkat çektiği açıklamasında, kadınların saldırılarının gelecek aylarda daha da artacağı yönünde görüş bildirdi ve bunu, Irak'taki durumun giderek kötüleşmesine bağladı.

Ali, AFP'ye yaptığı değerlendirmede, durumu "Kadınlar protesto etmek için saldırı düzenliyor. Irak'ta kadınlar kocalarının, toplumlarının, ülkelerinin kaybını protesto ediyor" diye özetleyerek, bu yıl ocak ve nisan arasında Irak'ta kadınların 12 intihar saldırısı düzenlediğini hatırlattı.

Tecavüz, işkence, kaçırılma

"Bu önemli bir artış" diyen Ali, işgalin başladığı 2003'den 2007'ye kadar 11 kadının intihar saldırı düzenlediğine dikkat çekti ve "Çatışmalar sürdükçe Irak'ta daha fazla istikrarsızlık görülecek ve terörden yana tavır koyan kadınların da sayısı artacak, göreceksiniz" ifadesini kullandı.

Iraklı kadınların çatışmalar devam ettikçe giderek daha marjinalleştiğini belirten Ali, "Iraklı kadınlar toplumlarında, hükümette sahne gerisindeydi ve bizler de onları toplumda etkin rol almaları imkanından yoksun bıraktık" dedi.

Irak'ta kalan kadınların çoğunun tecavüze uğradığını, işkence gördüğünü ya da kaçırıldığını söyleyen Ali, bu kadınların iki kere kurban konumuna geldiklerini belirtti.

"Irak'taki Amerikan askerlerinin de kadın kamikazelere karşı bir kültür duvarına çarptığını" ifade eden Ali, "Bakmaları bile sorun yaratan bu kadınların kamikaze olup olmadıklarının anlaşılmasının neredeyse imkansız olduğunu" kaydetti.

Farhana Ali şunları söyledi:

"Irak, kadınların güçsüz olduğu, kendilerini korumaları gereken ve evde hem kadın hem erkek rolü üstlenmek durumunda kaldığı bir dullar ülkesi. Dolayısıyla kadınları kullanmak kolaylaşıyor. Geriye bir intihar saldırısı düzenlemek isteyip istemeyecekleri kalıyor. Cihat mücadelesi veren kadın örgütlerine girmek istiyorsanız kadın polis ve kadın askerleriniz olmalı. Amerikalı komutanların çoğu Irak'ı erkek egemen bir toplum olarak görüyor, oysa istikrarlı bir toplum istiyorsak kadınlarla da ilgilenmek gerek."


http://www.hurriyet.com.tr/dunya/8884050.asp?gid=229&sz=93177


‘’Siz Kimi Kandırıyorsunuz!’’

Hasan PulurOlaylar ve İnsanlar

‘’Siz Kimi Kandırıyorsunuz!’’

ÖNCE üniversitede, sonra her yerde türbanı, başörtüsünü savunanlar, karşı çıkanlara derler ki:
“Siz kadınların hayata tutunmalarını, toplum içinde görev almalarını istemiyorsunuz; isteseydiniz türbana karşı çıkmazdınız!’’
İlk bakışta, içinize bir kurt düşebilir “Acaba yanlış mı düşünüyorum?’’ diye...
Öyle ya, kadın başını örtünce toplumun her kesiminde çalışacak, kişiliğini ispatlayıp evine kapanmayacak...
* * *
SONER Yalçın ‘’Siz Kimi Kandırıyorsunuz!’’ diyor. (x)
Sanki başörtülü kızları çalıştırıyorlar da!
Tek tek araştırmış, özellikle bazı politikacıların kızlarını ve eşlerini...
Cumhurbaşkanı Gül’ün kızı Kübra üniversiteyi bitirdi. Çalışıyor mu? Hayır! Evlendi...
Başbakan’ın kızı Esra, Amerika’da üniversite okudu, çalışıyor mu? Hayır!
Erbakan’ın kızları Elif ile Zeynep de üniversite bitirdiler. Çalışıyorlar mı? Hayır! Evlendiler, çoluk çocuğa karıştılar.
Cemil Çiçek’in de, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın kızları da üniversiteyi bitirdikten sonra çalıştılar mı? Hayır, evlendiler.
* * *
SAYIN Cumhurbaşkanı’nın eşleri Hayrünnisa Hanım 14 yaşında ortaokulu bitirdi, takdirname almıştı, liseye başlayacaktı, görücü usulüyle evlendirdiler; Abdullah Gül 30 yaşında, Hayrünnisa Özyurt ise 15 yaşındaydı. Evleninceye kadar başı açık olan hanımefendi, evlendiği gün tesettüre girdi, örtündü.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın eşi Nesrin Akdağ üniversite öğrencisiydi, görücü usulüyle evlendiler, tesettüre girdi, okumayı bıraktı. Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın eşi Münevver Erinç öğretmendi, evlenince öğretmenliği bıraktı, tesettüre girdi.
* * *
MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan’ın eşi Ahsen Eral hukuku bitirdi, avukatlığa başladı. O güne kadar başını örttüğünü gören yoktu, çocukluk arkadaşı Kemal Unakıtan’la evlendi, tesettüre girdi, ama türbanı kendi tarzına göre bağlayarak...
* * *
ENERJİ Bakanı Hilmi Güler’in eşi Mehtap Güler de evlenince tesettüre girdi, örtündü, çalışmayı bıraktı, ev hanımı oldu.
* * *
CEMİL Çiçek’in eşi Gülten Hanım öğretmendi, evlendi, örtündü, ev hanımı oldu.
Devlet Bakanı Nazım Ekren’in eşi Eczacılık Fakültesi’ni bitirdi, evlendi, mesleğini yapamadı, ev hanımı oldu.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın eşi Zeynep Yurter de evlendi ve tesettüre girdi.
* * *
“TÜRBANLI kızlar üniversiteye gitsin, aydınlansın, toplum içinde yerlerini alsınlar...’’
Soner Yalçın ‘’Bu boş lafları bir kenara bırakalım’’ demeye getiriyor:
“Türbanlı kızlarımız üniversiteyi bitirince çalıştırılmıyor, eve kapatılıyor.’’
Şimdi diyecekler ki:
“Kamu alanında çalıştırılmıyorlar ki!’’
Peki ‘’Özel sektörde iş mi yok?’’ sorusunun cevabı nedir?
Hepsi meslek sahibi bu kadınlar iş mi bulamazlar?
Üstelik arkalarında böyle babaları ve kocaları varken!
* * *
BAŞÖRTÜLÜ, türbanlı kızlara bırakılan iş alanları tekstil fabrikaları, dokuma tezgâhları ve büyük şehirlerde gündelikçilik...
Şehrin zengin semtlerine sabahları varoşlardan ‘’türbanlılar’’ boşalır, el kapısında saçlarını süpürge yapmaya...
Bunların sorunlarıyla kim uğraşacaktır, kimi boğaz tokluğuna çalışır, sigortasız, güvencesiz.
Varsa üniversitede türban, yoksa üniversitede türban...
Soner Yalçın’ın kitabının adı neydi:
“Siz Kimi Kandırıyorsunuz!’’
Kitap değil, yaşadığımız günlerin ansiklopedisi, neyi ararsan, kimi ararsan var!
_______________________
(x) Doğan Kitap.

http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=524851&ver=63

İzmir'de İskoçlar'ın parmakla kızlık bozma davası

İzmir'de İskoçlar'ın parmakla kızlık bozma davası

Bahri KARATAŞ/İZMİR, (DHA)

İZMİR'in Selçuk İlçesi'ne tatile gelen İskoç iki aile, parmakla kızlık bozma yüzünden mahkemelik oldu. Tutuklanan iki çocuk babası 24 yaşındaki İskoç hakkında, 19 yaşındaki M.V.G.'e ‘nitelikli cinsel saldırıda bulunmak’ suçundan 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Geçen yıl Selçuk Pamucak'a tatil için gelen İskoç aileler, özel bir otelde konakladı. Gilhrist ailesi ile Barker ailesi, otelde tanışarak tatillerini birlikte geçirmeye başladı. Gilchirst ailesinin genç kızı M.V.G. ile diğer aileden iki çocuk babası olan W.B. arasında arkadaşlık başladı. Ancak bu arkadaşlık daha sonra karakolda bitti. Otelin lobisinde gece yarısına kadar oturan M.V.G., iddiaya göre tuvalet ihtiyacı için W.B. ile birlikte tuvalete gitti. M.V.G. burada W.B.'nin cinsel saldırısına maruz kaldı, parmakla kızlık zarı yırtıldı. Diğer arkadaşları tuvalette gidince, M.V.G.'yi kanlar içinde buldu.

Şikayet üzerine jandarma olaya el koydu. Kanaması nedeniyle hastaneye kaldırılan İskoç kıza, kızlık zarının yırtıldığı ve saldırıdan, kanamadan dolayı ruhsal dengesinin bozulduğuna dair rapor verildi. İskoç Gilhirst ailesi, kızlarına tuvalette saldıran ve kızlığını bozan W.B.'den şikayetçi oldu. W.B., tatil için geldiği Türkiye'de tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Olayla ilgili soruşturmayı yürüten savcı, İskoç W.B. hakkında, M.V.G.'ye cinsel saldırıda bulunarak kızlığını bozduğu iddiasıyla, ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan dava açtı. İzmir 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın dosyasına delil olarak, genç kızın kanlı iç çamaşırları ve elbiseleri ile olay yerinin fotoğrafları, otel kamerasının kaydettiği W.B. ve M.V.G.'nin gece geç saatlere kadar otel lobisinde oturduklarını gösteren görüntüler delil olarak konuldu.

Davanın ilk duruşması için tutuklu sanık W.B. jandarmalar tarafından adliyeye getirildi. Duruşmada oldukça sakin görünen W.B., tercüman aracılığıyla savunmasını yaptı. Duruşmayı İngiltere'nin İzmir Konsolosu Anthony William Buttigieg de izledi. İskoç W.B., tuvalete M.V.G. ile beraber gittiklerini, ancak kesinlikle içeri girmediğini, kapıda beklediğini belirtip, “Uzun süre çıkmayıp, ‘kanamam var bana peçete getir’ deyince bara gidip, oradaki bayanlara durumu anlattım. Sonra bana ‘kıza niye tecavüz ettin’ diye saldırdılar, ama ben yapmadığımı söyledim. Otel odasına eşimin ve çocuklarımın yanına gittim. Sonra jandarma gelip beni karakola götürdü” dedi, tahliyesini istedi.

Mahkeme heyeti, tanıkların dinlenmesine, otelde varsa başka kamera kayıtlarının istenmesine karar verdi. Sanığın tahliye istemi reddedilirken, duruşma ertelendi.


http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&Kategori=turkiye&ArticleID=524965&Date=07.05.2008&ver=3995