AMORAL.MLL.FI.

21 Mayıs 2008 Çarşamba

30 yıllık şüphe

30 yıllık şüphe

BAHÇELİEVLER’de psikolojik tedavi gören 58 yaşındaki Osman Başer, 30 yıllık eşi Havva Başer’e namaz kılarken kurşun yağdırdı. Havva Başer kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken, gözaltına alınan Osman Başer, ifadesinde “30 yıldır beni aldattığından şüpheleniyordum” dedi. Soğanlı Mahallesi, Alper Sokak, Numara 33’te bulunan binanın en üst katında oturan iki çocuk babası Osman Başer, dün saat 14:30 sıralarında namaz kılan eşi Havva Başer’e ruhsatsız silahıyla kurşun yağdırdı. Vücuduna isabet eden üç kurşunla ağır yaralanan Havva Başer ambulansla Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Başer, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Eşini öldüren Osman Başer, eve gelen polislere silahıyla birlikte teslim oldu. Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği’ne götürülen Osman Başer’in psikolojik rahatsızlığı olduğu ve bir süredir tedavi gördüğü belirtildi. Polise verdiği ifadesinde eşinin kendisini aldattığından şüphelendiğini söyleyen Osman Başer, “Evlendiğimizden beri beni aldattığından şüpheleniyordum. Ama bir türlü dostuyla birlikte yakalayamadım. Yakalasaydım dostuyla birlikte öldürecektim” dedi.

Ercan ÖZTÜRK
21.05.2008 Aksam gazetesi

GAP'ın kadınları GÜNCEL

GAP'ın kadınları GÜNCEL

GAP Bölgesi Kalkınma İdaresi'nin yaptığı araştırmaya göre, bölgede kadınların en geç 17 yaşında evinden ayrıldığı, birçoğunun hala dini nikahla evlendiği, kızların yüzde 60-70'i için başlık parası alındığı, akraba evliliği ve berdel geleneğinin devam ettiği bildirildi.

Araştırmada, kocası birden fazla kadınla evli olan kadınların oranının yüzde 7 civarında olduğu, kadınların büyük bir bölümünün okuma yazma bilmediği, yüzde 60'ının bir veya birden fazla sağlık şikayetinin bulunduğu, yalnızca 4'te 1'inin doğum kontrolü uyguladığı belirtildi.

Şanlıurfa'da Çok Amaçlı Toplum Merkezi (ÇATOM) kurslarına katılan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kadın, konu ile ilgili düşüncelerini dile getirerek, 'Ben sadece anne değil, aynı zamanda bir kadın ve insanım. Aşırı iş yüküyle yıpranmamalıyım. Kendime zaman ayırmalı, sağlığıma, görünümüme dikkat etmeliyim. Önce mutlu bir insan olursam sonra iyi bir anne olabilir, huzurlu bir çocuk yetiştirebilirim. Çocuklarım da benim gibi güler yüzlü olur' dedi.

Şanlıurfa'nın Harran ilçesinde ise günlük iş yükü kadınların üzerinde. Günlük ev işleri ve çocuk bakımının yanı sıra tarlada da emek harcayan kadınlar, erkeklerden daha çok çalıştıklarını söyledi. Kadınlar, ' Çocuklara bakıp ev işi yapmanın yanı sıra yaz aylarında da tarlada çalışıyoruz. Kış geldiği zaman ise tarlada kalan ekinlerin frezelerini yakacak olarak topluyoruz. Yani biz koltukta birçok karpuzu birlikte taşıyoruz' diye konuştu.

ÇATOM'un kadının uğraş ve iş yükü üzerinde merkez ve kırsalda 4 ayrı ekiple gerçekleştirdiği araştırmada, ilginç sonuçlar ortaya çıktı. GAP bölgesindeki kadının mevcut statüsünün genelde tarlada ırgat olarak çalışmak olduğu görülen araştırma sonuçlarına göre, GAP bölgesinde hanelerin yüzde 75'inde tarımda yalnızca aile emeği kullanılıyor. Yine bu hanelerin yüzde 62'si ortalama toprak sahibi olması nedeniyle tarla işlerinde en fazla kadınlar çalıştırılıyor. Tarlada kadınlara düşen işlerin başında bitkisel

üretimde hasat, tohum temizleme ve çapalama; hayvancılıkta ise ahır temizleme, yemleme, sulama ve sağım faaliyetleri görülüyor. Bölgedeki kadınların yüzde 52'si mevsimlik işçi olarak başka illerde tarlada çalışmak için göçe katılıyor. Burada kadınlar mercimek ve nohut toplama işinde çalıştırılıyor. GAP'la birlikte sulu tarıma geçiş nedeniyle pamuk toplama işinde de genellikle kadın işgücünden yararlanılıyor. Tarlalardaki işlerini bitirdikten sonra ekmek yapımı, çocuk bakımı, yakacak temini ve su taşımanın

da kadınların ve kız çocuklarının gündelik yaşamlarında en fazla zaman harcadıkları ve en çok zahmet çektikleri işler olduğu tespit edildi.

Genç kızlar tarlada döktükleri terin karşılığını çeyize yatırıyor. Küçük kızlar ise çalıştıkları için ayrı kaldıkları okulun hayalini kuruyor.

Güneydoğu'da sadece geçen yıl içinde 70'in üstünde tarım işçisi yollarda can verdi. En son olarak Şanlıurfa-Mardin yolunda 16 kişinin ölümü ile sonuçlanan kazadan sonra, polis işçilerin kamyon kasasında taşınmasına yasak getirdi.

Güneydoğulu kadınlar sadece memleketlerinde çile çekmiyor. Gurbette işçi olmak da zor. Ordu'da fındık toplayan bir işçi, bazen memleketine sadece 200 YTL ile dönebiliyor.



Star Gazetesi 20.05.2008 10:48:00

Almanya'nın tartıştığı cinayet

Almanya'nın tartıştığı cinayet


hurriyet.com.tr

Almanya'nın tartıştığı cinayet
Kız kardeşini namusunu kirletti diye öldüren genç adam kendisi hayat kadınlarıyla birlikteydi.

Kızkardeşini sokakta bıçakladı...

Almanya'da büyüyen Afganistan kökenli 23 yaşındaki Ahmet O. henüz 16 yaşında olan kız kardeşi Mürsel'i namuslarını kirletiği gerekçesiyle sokak ortasında bıçaklayarak öldürdü. Alman medyası "namus cinayeti" sonrası kardeş katili Ahmet O.'nun hayatını mercek altına aldı. Ahmet'in hayat kadınları ile sık sık görüştüğü, sarhoş olana kadar alkol kullandığı ve sürekli kavgalı olaylara karıştığı ortaya çıktı.

Afganlı Ahmet'in suç dolu geçmişi 2001 yılına uzanıyor. Alman polisi Ahmet hırsızlık suçundan 2001 yılında gözaltına aldı. Alman Bild gazetesinin haberine göre, Ahmet O. sekiz defa yasalarla karşı karşıya geldi. Agfanlı genç sadece altı kez yaralama suçundan karakolluk oldu. Alman yasaları namus cinayeti olaylarına hafifletici neden gözüyle bakmadığından 23 yaşındaki adamın ömür boyu hapis cezasıyla yargılanması bekleniyor.

Alman polis sözcüsü Andreas Schöpflin, namus cinayeti planlanırken ailenin başka üyelerinin de bundan haberdar olup olmadığını araştırıyor.







http://www.hurriyet.com.tr/dunya/8984325.asp

16 Mayıs 2008 Cuma

Bize tecavüz etmedi, kendi isteğimizle birlikte olduk

Bize tecavüz etmedi, kendi isteğimizle birlikte olduk

Hurriyet Gazetesi 16 Mayıs 2008

Özlem YILDIRIM/İSTANBUL

Bize tecavüz etmedi, kendi isteğimizle birlikte olduk
Kızına tecavüz ettiği gerekçesiyle spor öğretmeni Çetin Karaca’yı öldüren Arif Söğütçü’nün yargılandığı davada, tecavüze uğradığı iddia edilen diğer kız Z.M. (18) de tanık olarak dinlendi.

Daha önce tecavüze uğradığını, bu yüzden intihar girişiminde bulunduğu için belden aşağısı felç kaldığını söyleyen Z.M. tekerlekli sandalyede geldiği duruşmada, "Biz tecavüze uğramadık. Kendi isteğimizle birlikte olduk" dedi.

BAKIRKÖY Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı iddianameye göre, Bahçelievler’de bir spor salonunun hocası ve sahibi olan Çetin Karaca, Ö.S. (17) ve Z.M’ye (18) tecavüz ettiği gerekçesiyle tutuklandı. Ancak daha sonra delil yetersizliğinden serbest bırakıldı. dava sürerken tecavüze uğradığını öne süren Ö.S’nin babası Arif Söğütçü, tutuksuz yargılanan Çetin Karaca’yı sokak ortasında tabancayla öldürdü. Arif Söğütçü hakkında kasten adam öldürmek suçundan 12 yıl 6 ay ile 20 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istemiyle dava açıldı.

Bakırköy 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde önceki gün yapılan duruşmada Z.M. tanık olarak dinlendi. Belden aşağısı felç kaldığı için duruşmaya gelemeyen ve bu yüzden hakkında zorla getirilme kararı verilen Z.M, sivil polis eşliğinde adliyeye getirildi. Annesiyle birlikte duruşma salonuna gelen, çok rahat ve soğukkanlı görünen Z.M, Ö.S’nin "Çetin Karaca bana ve arkadaşım Z.M’ye 4 yıl boyunca tecavüz etti" iddiasını yalanladı.

Z.M, "Ben tecavüze uğramadım. Kendi isteğimle birlikte oldum. Zaten şikayetçi olmadım. Ö. de kendi rızasıyla Çetin Karaca ile birlikte oldu. Bu ilişkilerin tamamı Ö.’nün kendi rızasıyla yaklaşık 2-3 yıl sürdü" dedi. Z.M. savcılıkta verdiği ifadesinde ise, "Bu durum benim psikolojimi bozdu. Evimin balkonundan atladım, ancak ölmedim felç oldum" demişti.

15 Mayıs 2008 Perşembe

Kan davasına karşılık, 14 yaşındaki kızı istediler

Kan davasına karşılık, 14 yaşındaki kızı istediler

Osman BEKLEYEN- Murat ÇAĞLAR/VAN, (DHA)

VAN’ın Çaldıran İlçesi Alikelle Köyü’nde 7 yıl önce önce kendisini aldattığı gerekçesiyle eşi Fatma Boztaş'ı öldürüp hapse atılan ve 2 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye olan Abdulbari Boztaş, 7 ay önce de o dönem eşiyle ilişkisi olduğunu iddia ettiği Kutbettin Keleş’i öldürdü.

Tutuklanıp cezaevine konulan Abdulbari Boztaş’ın yakınları, Keleş ailesinin kan davası güttüğünü ve kendilerini tehdit ettiğini iddia ederek savcılığa başvurdu. Cinayetin ardından tutuklanarak cezaevine konulan Abdulbari Boztaş’ın kardeşi Mehmet Boztaş, ağabeyinin namusunu temizlediğini savunarak, Keleş ailesinin kendisinden kan parası olarak 100 bin YTL ile 14 yaşındaki kızını istediklerini söyledi. Boztaş, “Ayrıca 130 bin metrekare arazimizi de bırakıp köyü terk etmemizi istiyorlar. Sığınacak bir kapımız kalmadı. Can güvenliğimiz yok. Sürekli ölüm tehdidi alıyoruz. Bu nedenle suç duyurusunda bulunmak zorunda kaldım” dedi.

İlçeye 20 kilometre uzaklıktaki Alikelle Köyü’nde oturan Abdulbari Boztaş, 7 yıl önce, eşi Fatma Boztaş’ı kendisini aynı köyden Kutbettin Keleş’le aldattığı iddiasıyla öldürdü. Cinayetin ardından tutuklanarak cezaevine konulan Boztaş, 2 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildi. Olayı unutmayan Boztaş, o dönem eşiyle ilişkisi olduğunu iddia ettiği Kutbettin Keleş'i de 7 ay önce öldürüp güvenlik güçlerine teslim oldu. Bu cinayetin ardından Keleş ve Boztaş aileleri arasında kan davası başladı. İddiaya göre Keleş ailesi Boztaş ailesine, kan davasının barışla bitmesi için şartlar öne sürüp tehditler savurdu. Köyde yaşayan Abdulbari Boztaş’ın kardeşi Mehmet Boztaş, Keleş ailesinin kendisinden 100 bin YTL kan parası ve 14 yaşındaki kızını istediğini, ayrıca arazilerini bırakarak köyü terk etmeleri yönünde baskı yaptıklarını öne sürdü.

‘KARDEŞİM NAMUSUNU TEMİZLEDİ’

Keleş ailesinin köyde kendilerine baskı kurduğunu ve sürekli tehdit ettiğin öne süren Mehmet Boztaş, korku içinde yaşadıklarını belirterek, can güvenliklerinin olmadığı gerekçesiyle Çaldıran Savcılığı’na başvurdu. 12 çocuğu olan Mehmet Boztaş, eşi ve 7 çocuğu ile birlikte geldiği Çaldıran Adliyesi’nde Savcılığa suç duyurusunda bulundu. Mehmet Boztaş, “Kardeşim namusunu temizlemiştir. Ancak Keleş ailesi olayın kan davası olduğunu belirterek, kan parası olarak 100 bin YTL ve 14 yaşındaki kızımı istiyor. Ayrıca 130 bin metrekare arazimi bırakıp köyü terketmemiz için baskı yapıyor. Sürekli ölüm tehtidi alıyoruz. Gidecek başka yerimiz yok. Ben de savcılığa suç duyurusunda bulunmak zorunda kaldım” diye konuştu

İlçe Kaymakamı Yemen Bayrak, yaşanan sorundan bilgilerinin olduğunu söyledi. Kaymakam Bayrak, en kısa zamanda köye gidip barışın nasıl sağlanacağını görüşeceklerini ve kan davasının son bulması için gerekeni yapacaklarını belirtti.

http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&Kategori=turkiye&ArticleID=544745&Date=15.05.2008&ver=77