AMORAL.MLL.FI.

12 Mart 2008 Çarşamba

ISVECTE HALKIMIZIN BASINA GELEN TRAJEDILERIN SEBEBLERI VE CÖZUMLERI NELERDIR?

ISVECTE HALKIMIZIN BASINA GELEN TRAJEDILERIN SEBEBLERI VE CÖZUMLERI NELERDIR?
Ögrendigim kadariyla Isvece ilk gelenlerden baslarsak 30 yillik bir tarihimiz var burda. Yaklasik olarak 3000 tawkirarlinin varligindan bahsediliyor, yanlisim varsa duzeltin. Özellikle son son 15 yildir halkimizin basina bircok facia geldi. Eslerinden ayrilanlar,uyusturucuya ve humara bulasan cocuklar, kazalardan ,hastaliklarlardan ve birileri tarafindan öldurulen insanlarimiz. Sizce bu trajedi ve problemlerin ana sebebleri nelerdir ve bu sorunlari cözmenin ve yeni facialarla karsilasmamak icin almamiz gereken önlemler ve kararlar nelerdir?
Konuyu Baslatan: özkansahindal1976
Yayin: 2008-03-11 20:23

Mesajlar: 1
özkansahindal1976
2008-03-11 21:51
Aslinda Isvecte yasayan bircok göcmen halk icinde iki farkli kultur arasinda yasamanin verdigi zorluklardan dolayi buyuk sorunlar yasaniyor. Somaliliside, Irakli kurdude,Arabida, Iranlisida,Afganida,Turkude,Bosnalisida, tawkirarlisida,mardinliside,Diyarbakirlisida,Batmanlisida,konyalisida vs.. ayni zorluklarla karsi karsiya,Biz Elbistanlilar olarak son 6 yilda maalesef sansizliklar ve medyanin yasadigimiz bu 3 aci olayin uzerinde cok durmasi sebebiyle gundeme dustuk. Ben stockholmde yasiyorum.Etrafi cok iyi taniyorum ve cok insanla iliskim oldugu icin bircok olayi biliyorum ve göruyorum.Yani sorun sadece biz elbistanlilarda yok.

UMUTLARIMIZ KÜL OLDU İSVEÇ MEZARLIKLARINA

UMUTLARIMIZ KÜL OLDU İSVEÇ MEZARLIKLARINA
Bundan 30 yıl önce; ekmeğimizi kazanmak ve daha iyi bir hayat için düştük İsveç yollarına. Bireysel kültür ve yaşam standartlarının hakim olduğu bu ülke köyümüzden çok farklıydı. Bir an önce para kazanıp geride bıraktıklarımıza bakmak zorundayık. Çünkü tek amacımız çektiğimiz sefaletten kurtulmaktı ama zaman geçtikçe yaşama hep aynı pencereden baktık. Sırf çocuklarımız gelecekte rahat etsinler diye kendi ülkemizi, kendi toprağımızı bırakıp başka bir ülkeye gelerek dördüncü sınıf vatandaş olmayı kabul etmedik mi? ETTİK. PEKİ ŞİMDİ? ..... BEYLER GEMİ SU ALIYOR, BATTI BATACAK

AVRUPA AVRUPA DEDİKLERİ

Bir umut uğruna düştük yollara,
Aş dedik, iş dedik savrulduk her köşeye,
Aman çalışalım kurtulalım bu sefaletten

Gecemizi gündüzümüze kattık,
Büyüttük çocuklarımızı restoran mutfaklarında.
Eve gittik çocuk uyuyor,
Çocuk uyandı biz uyuyoruz
Görmedik, görüşmedik ama
Ne çabuk da büyüdüler keralatar dedik.
Verdiğimiz harçlıklarda fark ettik.

Ne yapar, ne eder, kimlerle gezer sormadık,
Sormaya da zamanımız yoktu.
Okulda çağırdılar, gitmedik, ilgilenmedik.
Soru sordu cevap veremedik, veremezdik,
Ödevine yardım edemedik, edemezdik,
Hele kendimizden hiçbir şey vermedik.
Zamanımız yoktu, 12 saat çalışmaktı tek işimiz

Ben yapmadım onlar yapsın,
Ben gezmedim onlar gezsin dedik ve
Özgürlük adına bıraktık onları sokak ortasına,
Mayın tarlasına, cellâtların kucağına.

Konuşmadık hiçbir zaman, konuşamadık,
Paylaşmadık hayatın hiçbir tadını,
Gelişmedi aramızda baba - evlat ilişkisi
Zamanımız yoktu, çalışmaktı tek işimiz.

Haydi bundan sonra rahata kavuştum derken,
Bir de baktık ki aramızda uçurumlar doğmuş,
Kalın setler örülmüştü bile.

Sessiz çığlıkları bize isyan ediyordu içinden
Koptular bizden, savruldular her bir yöne
Denize düşen yılana sarılır misali
Kimisi kurtuluşu ilk karşılaştığı kişiden,
Kimisi uyuşturucuda, kumarda ve karanlık işlerde
Buldu ve girdi bir çıkmaz sokağa

Dedikodu kültürü bırakmadı yakamızı,
Kıskançlık ve hainlik kardeş bile tanımadı
El ne der misali, hep başkası için yaşadık

Avrupa Avrupa dedikleri, kabusa dönüştü
Umutlarımız bir araba, birkaç kuruş uğruna
Kül oldu savruldu İsveç mezarlıklarına

Bir umut taşıyorduk ama yüreğimiz yaralı
Gemi su alıyor beyler, bayanlar, battı batacak


Hoşça Kalın, Dostça Kalın

Hüseyin Mirza Karagöz


Yazar: Redaksiyon (İsveç)
E-posta: tawkirar.haber@tawkirar.com

İSVEÇ'TE KÜRT AİLELERİ ARASINDA BOŞANMALAR ARTIYOR

İSVEÇ'TE KÜRT AİLELERİ ARASINDA BOŞANMALAR ARTIYOR
İsveç'te her 10 aileden birinde anne baba boşanırken çocuklar ise parçalanmışlığın verdiği dramla büyüyor. Bu duruma karşı kolları sıvayan Kürt Kadın Derneği ise yaşanan sorunlara çözüm ararken, aynı zamanda iki kültür arasına sıkışmış ailelerin yeniden kültürü ile buluşturulması hedefleniyor.

Avrupa ülkelerine gelen ailelerin yaşadığı entegrasyon sorunları aile içinde büyük sorunlara neden olurken, İsveç'te eşler arasında yaşanan boşanmalar başı çekiyor. Yaşadıkları ülkelerden İsveç'e gelen Kürt aileleri yaşadıkları entegrasyon sorunlarıyla birlikte aile içi sorunların sonucunda boşanmayı tercih ederken, her 10 aileden biri parçalanmış.

Sözkonusu sorunların giderek artması üzerine Helsinborg Enternasyonal Kürt Kadın Derneği harekete geçti. Ağırlıkta kadınlara ve gençlere yönelik çalışmalar başlatan dernek, kültürler çatışması arasına sıkışmış ailelerin, sorunlarına çözüm arıyor. Eşler arasında boşanmaların doruğa çıktığı İsveç'te Helsinborg kentinde kurulan Enternasyonal Kürt Kadın Derneği Kürt ailelerinin içinde bulunduğu durumu ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.

ÇOCUKLAR İNTİHAR VE NARKOTİKE YÖNELİYOR

Helsinborg'ta daha önce var olan Kürt Kültür Derneği'nin kapatılmasıyla birlikte zorlandıklarını anlatan Enternasyonal Kürt Kadın Derneği Başkanı Fatma Traş, aile içi yaşanan sorunların çocuklar üzerinde büyük bir etki yarattığını belirterek derneğin kapanmasıyla birlikte telafi edilemeyecek sorunların meydana geldiğini söylüyor. Özellikle parçalanmış ailelerde bozuk bir pskiloji ile yetişen çocuk sayısının giderek attığına dikkat çeken Traş kuruluş amaçlarını şöyle açıklıyor:

''Helsinborg'ta derneğimiz kapandıktan sonra en büyük eksikliğini biz kadınlar hissediyorduk. Daha sonra tartıştık ve bir aylık çalışma sonucunda derneğimizi 21 kadınla kurduk. Özellikle diaporada bulunan Kürt çocuklarının dernek ortamından uzaklaşması demek kendi kültürü ve ana dillerinden uzaklaşması anlamına geliyor. Buna birde aile içinde yaşanan sorunlar eklenince ortaya daha vahim ve telafi edilemeyecek sorunlar çıkıyor. Çocuklar narkotik maddelerine yöneliyor yada intihara sürükleniyor. Anne ve babanın ayrı olması bunda büyük bir rol oynuyor.

Bunun tehlikelerini görerek harekete geçtik. Çünkü dernek insanları birleştiriyor. Tüm insanlara kapımız açıktık ama başta Kürt kadınlarının sorunlarına çözüm arıyoruz..

AİLE İÇİ ŞİDDET ANLATILMIYOR

Özellikle İsveç'te kadına verilen sosyal destekten dolayı kadınların aile bütünlüğü için hiç çaba harcamadan boşanmayı tercih ettiğini ve yeni bir yaşam kurma hevesinin bir dönemden sonra trajediye dönüştüğüne dikkat çeken Traş, tüm bunların yanısıra birçok ailede de şiddet yaşandığını dile getiriyor.

Kadınların aile bağlarını koparmadan özgürlük arayışı içinde olmaları gerektiğine dikkat çeken Tıraş, devamla şunları söylüyor: ''Kadınların yaşadığı sorunlar hakkında şu an bir araştırma yapıyoruz. Ancak maalesef bizim insanlarımız feodal yapıyı kıramamış ve kadına yönelik şiddet ve baskı tüm hızıyla sürüyor. İsveçte olmaları hiçbir etki yaratmamış. Kadınlarımız herşeyi yapacak güçteler anca gelenek ve görenekler onların yolunu kapatmış. Bizler kadınların önünü açmak için uğraşıyoruz. İsveçte kalan kadınlara demokratik haklarını talep ederek aile bağlarını koparmadan ileriye adım atmalarına çağrıda bulunuyoruz.''

TÜM KADINLARIN SORUNU BİR

16 yıldır İsveç Helsinborg'ta yaşayan ve derneği kurucu üyesi olan Hanse Kurtlu ise, dernekte açtıkları bağlama ve folklor kurslarına çocukların büyük ilgi göstermesinin umut verici olduğunu dile getirek söz başlıyor. İsveç?te aile içi sorunların çok ağır boyutlara ulaştığını benzer sorunlarla kendilerininde karşı karşıya olduğunun altını çizen Kutlu, devamla şunları dile getiriyor:

''Aslında aile içi sorunları hepimiz aynı derecede olmasada yaşıyoruz. Kürt kadını için ne kadar özgürdür desekte aile içinde hem şiddet hemde kısıtlamaları yaşıyor. Bizim gençlerimiz iki kültürün arasına sıkışmış durumda. Bizde çocukları anlamadığımız için anne baba arasında kavga çıkıyor. Köklü bir ailenin buraya gelmesinden sonra boşanmalar yaşanıyor. İsveç'in her yerinde çok ağır boyuta ulaşmış durumda. Hem devletin yarattığı birrahatlık var hemde kültürler çatışması buna en büyük nedendir. Kürdistanda eşler birbirine bağlıdır. Çünkü başka çaresi yok. Ancak buraya geldikten sonra asimilasyon sonuna kadar yaşatılıyor. Burada aile yapısı darmadağın olmuş herkes bir tarafa geçmiş. Bizlerde dernek çevresinde kenetlenerek ailelerimizi korumaya çalışıyoruz.''

"BU ÜLKEDE YAŞAMAK O KADAR ZORKİ!"

İsveç'e 14 yıl önce gelen Zeliha Tülay'da ''Bu ülkede yaşamak o kadar zor ki! bu yaşama mahkum edildik. Geri de dönemiyoruz? diyerek iki kültür arasına sıkışmışlığın getirdiği zorluğu özetliyor. Bu duruma karşı mücadele vermek için dernek kurucuları arasında yerini aldığını anlatan Tülay'da arkadaşları gibi boşanmalardan yakınıyor. Derneğin bir diğer kurucu üyesi ve aynı zamanda folklor dersleri veren Mediya Zag ise, kadınların sivil toplum kuruluşu kurarak öncülük etmesinin büyük etki yarattığını düşünüyor. Kadınların yaşadığı bir diğer ve önemli sorun olan iş konusuna değinen Zag, kadın işsizliğinin giderek arttığına dikkat çekiyor.

İsveç'te kadına birçok sosyal hak verilse bile kadınların iş dünyasında erkeklerden daha az ücret aldığını hatırlatan Zag, devamla şunları söylüyor:

"Bana göre şu durumda kadınların yaşadığı en büyük sorun iş alımında yer alamamasıdır. Kadın işsizliği büyük. Çünkü yabancı kadınların bir mesleği olmadığı için işsizlik sorunu yaşıyorlar. Bizim amacımız kurslarla birazda olsa yardım edip yol göstermektir. İş alanına açılmaları için destek sunmak istiyoruz.

Öte yandan çalışan kadında erkeklerle aynı işi yapmasına rağmen daha az ücret alıyor. Kadına karşı adaletsizlik bir kezde iş dünyasında karşımıza çıkıyor. Ama öncelikli olarak çocuklar vahim durumda oldukları için onlara kurslar açtık ve bir an önce onları içinde bulundukları kötü durumdan kurtarmaya çalışıyoruz. Kadınların sosyal yaşama katılmaları için öncelikli olarak geziler ve sosyal alana açılma faaliyetleri düzenlemek için çalışma başlattık.

Biz kadın derneği gibi gençlik derneklerininde açılmasını bekliyoruz. Çünkü maalesef gençlerimiz aile ile ilişkiye geçemiyorlar. Aile biraz üzerine gittiğinde de sosyale sarılıyorlar...


ANF NEWS AGENCY ve http://www.rojaciwan.com


Yazar: Redaksiyon (İsveç)
E-posta: tawkirar.haber@tawkirar.com

Diyanet'e mor isyan

Diyanet'e mor isyan


Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, 8 Mart’ta yaptığı, “Feminizm ahlaksızlıktır” açıklaması her kesimden kadının tepkisiyle karşılaştı. Feministler Diyanet’e dava açmaya hazırlanıyor

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi web sitesinin kadın hakları isimli bölümünde, “Feminizm ahlaksızlıktır” ifadesi kadınları çıldırttı. Feminist sivil toplum örgütlerinden sanatçılara, akademisyenlerden avukatlara kadar pek çok kadın feminizmin ahlaksızlıkla özdeşleştirilmesine tepki göstererek, “Diyanet kadınları açıkça hedef haline getiriyor. Bu cüret karşısında susmamak gerek” dediler. Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz’ın da, “Radikal bazı feminist akımlar var ancak Türkiye’deki feminist hareket bu şekilde tanımlanamaz” sözleriyle eleştirdiği Diyanet İşleri açıklaması karşısında sivil toplum örgütleri, hakaret davası açmaya hazırlanıyor. Diyanet’in feminizm yorumu genel olarak eleştireye uğrarken, sivri çıkışlarıyla tanınan yazar Emine Şenlikoğlu da bir başka tartışmanın fitilini ateşleyecek sözler söyledi.

BU İFADELER DAVA HAKKI DOĞURABİLİR

Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Saruhan: Bu ifadeler, sağlıklı bir anlayışın ürünü olamaz. Onların kadına bakış açısı, köleleştirme, feodal bakış açısıdır. Feminizm, ahlaksızlık demek değildir. Feminizm kadının kendi haklarına bir insan olarak sahip çıkma anlayışının ürünüdür. Bu ifadelerle ilgili dava hakkı doğabilir. Kendini feminist kabul edenler, bu ifadeleri yargıya taşıyabilirler.

DEMEK BURAYA KADARMIŞ

UÇAN SÜPÜRGE’DEN Halime Güner:
AK Parti döneminde yeni TCK konusunda kadın örgütlerinin mücadelesine cevap verdik. AK Parti’yle birlikte demokratikleşme umudumuzu koruduk. Böyle bir çalışmanın içindeyken son zamanlarda kadını eve kapatmak, evde kadını koruyamamak, kadını şiddetten, tacizden, tecavüzden koruyamamakla karşı karşıyayız. Bunlar böyleyken, şimdi de en son aşama Diyanet’in bu değerlendirmesi geldi. Böyle bir temel anlayışı da yok etmeyi düşünmenin karşısında söyleyecek tek şey var: Buraya kadarmış.

ZAVALLI BİR ZİHNİYETİN PARÇASI

Mor Çatı kurucu üyesi Canan Arı:
Kadının birey olmasına tahammül edemeyen, onu ailenin korunması için hayatını bile feda etmesi gereken bakire parçası gibi gören bir zihniyetin ifadesidir bu sözler. Kadının kendi yaşamını aileden daha üstün tutmasında ayıplanacak birşey yoktur. Burada zihniyet, ‘varlığım aile varlığına feda olsun zihniyeti’dir. Bu ifadelerin, resmi bir sitede yer alması talihsizlik ...

TÜYLER ÜRPERTİCİ BİR AÇIKLAMA

KADAV (Kadınlarla Dayanışma Vakfı) Serap Güre,
“Bizler, kadınların çalışma hayatı üzerine ve sosyal hayatı üzerine topluma katılmaları yönünde kadının insan hakları üzerine çalışmalar yapıyoruz. Bu konuda kadınların onuruna yakışır bir toplumda yer almaları için çaba gösterip politkikalar üretiyoruz. Eğer bu ahlaksızlıksa evet ‘ahlaksızız”. Açıkçası feminizmin ahlaksızlık olduğunu Diyanet İşleri gibi bir kurumdan duymak son derece üzücü...

KASITLI OLARAK YANLIŞ ANLIYORLAR

Kadının İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Evren Kaynak:
Feminizm ile ilgili çok yanlış anlamalar var. Ve bu yanlış anlamalar hiç de masum değil. Büyük ölçüde kasıtlı. Örneğin kadınlar TCK’nın reforme edilmesi konusunda kampanyalar yürütürken kampanya konulardan birisi de evlilik içi tecavüzün suç kapsamına alınması idi. Biz bütün bu talepler ile uğraşırken çaba harcarken, bizi bir avuç feminist Türkiye’de kadınların genel taleplerini yansıtmıyorlar, diye suçladılar. Kampanyanın başarısı sonucu evlilik içi tecavüz suç kapsamına alındıktan sonra ilk başvuru Erzurum’un bir köyünden geldi. Yani feministlerin Türkiye’de yürüttükleri mücadele bütün kadınların insan haklarını hayata geçirebilmelerine yöneliktir. Ahlak ile neyin kast edildiğini anlamak mümkün değil. Ahlak objektif bir tanım ve terim değildir.

KATLİ VACİPTİR DİYORLAR

SOSYOLOG Pınar Selek:
Bu açıklama feministleri suçlamak ve onları hedef göstermek anlamına gelir. Ahlak dışıdır demek katli vaciptir anlamına gelir. Fakat feminizm gerçekten erkek egemen ahlakı sorgular ve bir özgürlük ahlakı getirmeye çalışır. Daha önceden de feminizm çeşitli şekillerde hakarete ve ağır sözlere uğramıştı. Ancak resmi ağızdan böyle bir açıklama yapılması son derece tehlikeli. Diyanet İşleri Başkanı hemen görevden alınmalı. Bu anlamda Diyanet feministlere yönelecek her türlü saldırının sorumluluğunu da almış demektir. Ancak sanmam. Başbakan bile 8 Mart’ta kadınlara, “3 çocuk doğurun emri veriyor. Açıklamalar ve gelişmeler çok kaygı verici.

TÜM KADINLAR İKİNCİ SINIF

Lale Mansur (Oyuncu):
Kendini kadından daha üstün gören bu zihniyeti de bir kadın yetiştirdi. Onun için işin üzerinde daha çok durmamız lazım.

CAHİLİN CÜRETİ

Nurseli İdiz:
Feminizm önemli bir tarihsel bir akım. Hâlâ da devam ediyor. Ancak karşımızdaki görüşleri, farklı bakış açılarını, tarihi akımları, hepsini hoş görerek medeni olabiliriz

KİMSE AHLAKÇI KESİLMESİN

Nilüfer Açıkalın:
Türkiye’de kadın-erkek çocuk kim varsa ahlak dışı olanın ne olup ne olmadığını bilecek alt yapı kültür ve derinliğe sahip. Gen kodlarımızda hepsi yazılı. Bana kimse ahlak ahkâmı kesemez.

FEMİNİZMİ KABUL ETMİYORUM

Merve İldeniz:
Kadın- erkek eşitliğini kabul etmiyorum.Yanlış bir akımdır. Zamanında kadınlarımız erkeklerden çekti diye onlardan intikam alma haline gelirse sapkınlaşma olur. Niye erkeği sevmeyelim. Ne güzeller?




Ahlaklı feministler de var!

EMİNE ŞENLİKOĞLU:
Feminizm ahlak dışıdır dedirten bazı feministlerin feminizm ile bağlantısı olmayan açıklamaları olmuştur. Duygu Asena’nın feminizm adına söylediği sözlerine vaktiyle dava açılması gerekiyordu. Toprağı bol olsun Asena’nın nasıl konuştuğunu, herkes biliyordu. Diyanet böyle bir açıklamayı genelleyerek söylemişse yanlış. Fakat feminizm, kadın haklarını koruma kavramı iken sanki cinsel özgürlük kavramı haline getirildi. İstediğim erkek ile beraber olurum, erkek evli ise bu onun sorunu beni ilgilendirmez diyorlardı. Buna şöyle denmesi gerek; feminizm sloganı ile hareket edenlerin bazıları gerçekten ahlak dışı konuşuyorlar. Dürüst, namuslu feminist kadınlar da var.




İşte kızdıran sözler

Diyanet İşleri Başkanlığı, web sitesinde “Kadın Hakları” içerikli bir yazıda, “Feminizm, ahlaki ve sosyal bakımdan çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bir kere, feminizm hareketine kapılan kadın, genel olarak kayıtsız şartsız özgürlük düşüncesiyle aile için vazgeçilmez olan birçok kural ve değerleri hiçe saymakta; esasen sosyal hayatın hiçbir alanında hiçbir insan için geçerli olmayan ‘Kendi hayatımı canımın istediği şekilde yaşamak hakkımdır!’ şeklindeki anlayışı, bütün değerlerin üstünde bir değer ve kanun kabul etmektedir.”

Eski başkandan kadına destek - DİYANET İŞLERİ ESKİ BAŞKANI M. Nuri Yılmaz: Feminizmin olumlu ve olumsuz tarafları var. Feminizm, Hıristiyanlığın katı kurallarına tepki olarak doğmuştur. Kadınların hak ve hürriyetini savunması doğrudur. Ama aşırıya giden feminist cereyanlar da var. Bunlar, sınırsız özgürlük, erkek düşmanlığı gibi anlayışlardır. Erkekleri yakan, yok eden kadınlar bile olmuştur O anlamda tabii ki yanlış. Ama sadece kadın haklarını savunmak, eşitliğini, özgürlüğünü savunma noktasında haklılık payları vardır. Karşı çıkılan nokta, kadın egemenliğine dayanan anlayışın doğru olmadığıdır. Sınırsız bir özgürlüğü ve ahlakdışı bir hürriyeti kimse kabul etmez. Türkiye’deki kadın derneklerini onlardan ayırmak lazım.

Ali Ekber ERTÜRK / ANKARA

Model kardeşlere seks mesajı yaktı

Model kardeşlere seks mesajı yaktı



Başbakan'ın eski sevgilisinin yatak sırlarını kaleme almasından sonra Finlandiya yeni bir siyaset-seks skandalıyla çalkalanıyor. Bu kez ipin ucundaki isim, Dışişleri Bakanı Kanerva.....
İskandinav ülkesi Finlandiya'nın çalkantılara, krizlere pek de alışık olmayan siyaset arenasında iş erkek politikacıların aşk hayatına gelince "icraatlar" ardı ardına geliyor. Halk aylardır Başbakan Matti Vanhanen'in internetten bulduğu, sonra da bir cep mesajıyla terk ettiği sevgilisi Susan'ı konuşuyor. Daha doğrusu terk edildikten sonra yazdığı ve Başbakan'la seks hayatını anlatan kitabı... Bu olayın yankısı sürerken, 4'lü koalisyon hükümetinin bir başka ismi, çapkınlıkta "sabıkalı" Dışişleri Bakanı skandal patlattı.

KADIN KOLLARINDAN TEPKİ
Ülkenin haftalık dedikodu dergisi Hymy, Dışişleri Bakanı llka Kanerva'nın geçtiğimiz ocakta tanıştığı Fin model ve dansçı Johanna Tukiainen (30) ve kız kardeşine 200'den fazla aşk ve seks mesajı attığını iddia etti. 2 çocuk babası dul bakan önce iddiaları reddetti. Ancak AB Dışişleri Bakanları'nın Belçika'daki toplantısı sonrası gazetecilere itiraf etti: "Evet haberler doğru..." Koalisyon ortağı muhafazakâr görüşlü Ulusal Koalisyon Partisi'nin lideri ve Finans Bakanı Jyrki Katainen "Bu konuyu görüşeceğim" dedi. Başbakan Vanhanen ise "Bu özel bir mesele. Kanerva iyi bir bakan" demekle yetindi. Bu, 60 yaşındaki bakanın ilk aşk skandalı değil. 2005'te genç bir kadına aşk mesajları yolladığı ortaya çıkan Kanerva, baskılar üzerine televizyona çıkarak halktan özür dilemişti. Partisinin kadın kolları başkanı Henna Virkkunen tepkisini "Geçmişten ders almamış" sözleriyle gösterdi.